Türkiye’de Geri Dönüşüm Sektörü: Büyüme Trendi ve Gelecek Beklentileri

Türkiye’de geri dönüşüm sektörü, ülkenin önemli bir ekonomik alanı haline gelmiştir. Özellikle artan üretim potansiyeli ve enerji arzı sorunlarıyla mücadelede sunduğu avantajlar, sektörün hızla büyümesini sağlamaktadır. Türkiye, plastik üretim sektöründe önemli bir oyuncu konumundadır ve bu alanda istihdam sağlayan ve ekonomiye katkı sunan birçok firma bulunmaktadır. TÜİK verilerine göre, atık bertaraf ve geri kazanım tesislerinin sayısı her geçen yıl artmakta ve sektörün yıllık hacmi genişlemektedir. GEKADER Kurucu Başkanı Fatih Eren 2024 yılı için Geri dönüşüm sektörü, geri dönüşümün sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi kavramları hakkında Dünya Gazetesi ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Türkiye’de geri dönüşümün yeri nedir? Bu alanda faaliyet gösteren şirket sayısı, geri dönüşümün yıllık hacmi ve kapasitesi sağladığı istihdam ve pazar büyüklüğü gibi veriler doğrultusunda açıklayabilir misiniz? Ve Geri dönüşüm ile ürün ihracatı söz konusu oluyor mu? Sektörün 2023 yılında ihracatı ne kadar oldu? 2024 yıl beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Türkiye’de geri dönüşüm sektörü, ülkemizin parlayan yıldız sektörleri arasında yer aldığını söyleyebilirim. Zira artan üretim potansiyeli her geçen gün rekor üzerine rekor kırıyor. Avrupa’da yaşanan enerji arzındaki sorun ve problemler Türkiye’nin önünde ciddi bir avantaj olarak sunulmuş oldu. Türk geri dönüşüm sektörü de bu avantajı en iyi şekilde kullanmaya devam ediyor. Bugün Türkiye sadece plastik üretim sektöründe 500 bin kişiye istihdam sağlarken, dolaylı yoldan alt sektörlerle birlikte 1 milyon kişiye ekmek kapısı oluyor. TÜİK verilerine göre kayıtlı ve lisanslı atık bertaraf ve geri kazanım tesislerinin sayısı 2020 yılında 2 bin 752 iken 2022 yılında 3 bin 136 olarak kayıtlara geçti. Bu tesisler AB ülkelerinden 12.4 milyon ton geri dönüştürülebilir atık ithal ederek ülkemizi temsil etti. 2025 yılında ise bu rakamların üzerine çıkacağımız bir yıl olacaktır. En az yüzde 30; hatta yüzde 40 fazlasını görebileceğimiz bir yıl olacaktır. Zira AR-GE yatırımları, genç nüfus global çapta yaşanan enerji sorunları Türkiye’nin arkasındaki itici gücü olacaktır.

Geri dönüşüm sektörü Türkiye’de 2023 yılında nasıl bir performans gerçekleştirdi? 2024 yılı için beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Türkiye 2023 yılını birçok olumsuz gelişmeler karşısında da yükseliş trendi ile geride bıraktığının söyleyebiliriz. Sanayi tarafında enerji, istihdam, barınma gibi maliyetlerin artışları üretim tesislerinin büyüme planlarını askıya almasına sebep oldu. 2023 yılında hızla artan maliyetler yerine “durağan piyasa şartlarına” bıraktı. 2023 yılı işletme ve yatırımcılar açısından “bekleyelim, görelim” pozisyonuyla geride kalırken, tüketim ve buna bağlı üretim hız kesmeden sürdü. 2020 yılında 104.7 milyon geri dönüştürülebilir atık miktarı yerini 2022 yılında yüzde 4’lük artışla 109 milyon tona bıraktı. Evlerde ayrıştırma miktarında ne yazık ki yüzde 6’lık düşüş yaşandı. Geri dönüşüm tesislerinde 2022 yılında 133 milyon geri dönüşüm üretimi yapıldı.

Hane halkına bir parantez açmak isterim. Pandemi sırasında evlere sipariş sayısında artış olduğu aşikâr. Dolayısıyla bu değişen alışkanlık ciddi bir atık miktarını da beraberinde getirdi. Kargo ambalajı, yemek paketleri, alışveriş paket ve ambalajları oluşan atık miktarını 4 kişilik bir ailede günlük 1 kiloya kadar yükseltti. Evlerdeki atığın kilosu piyasada yaklaşık 10 TL olarak el değiştirirken, 4 kişilik aile yıllık 1.5 ton atık oluşturduğunu ve hane halkı yıllık ortalama 15 bin lirayı çöp diye atıyor…

 

Türkiye’nin geri dönüşüm sektörünün küresel pazardaki konumunu nasıl değerlendirirsiniz? Sektörün diğer ülkelerle rekabet gücünü artırmakta yapılması gerekenleri özetler misiniz?

Türkiye geri dönüşüm sektöründe küresel çapta en büyük ilk 3 üretici pozisyonunda yer alıyor. Sektörde faaliyet gösteren birçok firma hız kesmeden, ara vermeden yatırımlarını sürdürüyor. Avrupa ülkelerinde 2 yıl boyunca süren Rusya kaynaklı enerji krizi devam ediyor. Hindistan ve Çin gibi üretim üssü ülkelerin yanında Türkiye ciddi bir müşteri potansiyelini elinde barındırıyor. Deyim yerindeyse iğneden ipliğe birçok firma “Türk malı”na ve Türk üreticilerinin kalitesine inanıyor ve güveniyor. Rekabetçi pazarda Türk geri dönüşüm sektörü gelişime, nitelikli ve kaliteli mamul üretimine devam ediyor. Genç nüfusu da bu parametrelerin yanına ilave ettiğimizde Türkiye’nin geri dönüşüm sektöründe üretim üssü olduğunu söylesen yanılmış olmayız…

Öte yandan bu pazarı sürdürülebilir halde tutabilmek adına sanayi tarafında enerji desteği, KDV istisnası ve diğer vergi gibi bir dizi teşvik edici hamleler yapılabilir. Zira geri dönüşüm sektörü ihracat ile ülkeye döviz girdisi sağlayan sektörlerin başında geliyor.

Geri dönüşüm endüstrisi Türkiye ekonomisine ve şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine hangi katkıları sunuyor? Ülke ekonomisinin gelişmesi adına geri dönüşüm sektöründen daha etkin yararlanmak için atılması gereken adımları anlatır mısınız?

Sürdürülebilirlik kelimesini açtığımızda karbon ayak izi, doğal kaynakların korunması, verimli enerji gibi detaylar yer alıyor. Şirketlerin üretimden kaynaklı ortaya çıkardıkları karbon ayak izini geri dönüşüm tesisleri azaltıyor, siliyor. Sıfırdan üretimde ortaya karbon salınımı ise en aza indirilmiş oluyor. Diğer taraftan doğal kaynaklar dediğimizde ise malumunuz gezegenimizin kaynakları artan nüfusa bağlı olarak hızla yok oluyor. Yine burada imdadımıza geri dönüşüm sektörü devreye giriyor. Bugün sağlık sektöründen otomotiv sektörüne, zücaciye sektöründen elektronik sektörüne kadar birçok iş kolu geri dönüşüm tesislerinden ham madde alıyor. Düne kadar alınan ham maddeler saklanırken, bugün baktığımızda geri dönüşümden elde edilen ürünlerin ayrıca PR ve tanıtımı yapılıyor. BU da bizleri son derece mutlu ediyor. Ülke ekonomisine katkısı ise yadsınamaz bir gerçek.

Diğer taraftan Türkiye’nin geri dönüşüm sektöründe küresel çapta üretim üssü pozisyonunu perçinlemek adına bir dizi faaliyetleri ve projeleri hayata geçirmek istiyoruz. Bu kapsamda GEKADER Geri Dönüşüm Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili çalışmalara başladık. Sektörün en büyük sorunları arasında lojistik ve barınma gibi problemler yer alıyor. Hayata geçireceğimiz bu OSB projesi ile birlikte daha nitelikli ve daha hızlı üretim ağına kavuşmuş olacağız. Böylece hem GEKADER üyeleri hem de projemizde yer almak isteyen sektör temsilcileri de daha konforlu bir üretim yerine kavuşmuş olacak. Aynı zaman da OSB projemizde rüzgâr ve güneş enerjisine de yer vereceğiz. Sıfır atık prensibiyle faaliyet gösteren OSB, kendi atığını yeniden işleyecek, yağmur sularını damıtarak ortak alanlarda kullanacak. Bunun dışında birçok sürdürülebilir detaylar da yine GEKADER Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alacak.

Atık olarak çöp kutularına veya atık kutularına attığınız hurdadan biz ülke ekonomisine KDV üretiyoruz. Dolayısıyla her manasıyla geri dönüşüm sektörü ülkemize istihdamıyla, KDV’siyle, döviz girdisiyle ciddi manada destek olduğunu söyleyebilirim.

Geri dönüşümü sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi gibi kavramlar ekseninde düşünecek olursak katma değer artışı sağlamakta hangi yönlerin geliştirilmesi gerekiyor?

Geri dönüşüm sektörünün önünde en büyük engel de fırsat da toplumdur. Toplum bu manada ne kadar bilinçlenirse geri dönüşüm sektöründe talebe bağlı plastik mamül üretimi için hurda ithalatı azalmış olacak. İç pazarda ortaya çıkan geri dönüştürülebilir hurda, ülke içindeki talebi karşılayamıyor. Evlerde ayrıştırma yapılmasının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Sanayi ve iş yerleri nispeten atıklarını ayrıştırıyor. Ne yazık ki evlerde ve hane halkında bu alışkanlık oturmuş düzeyde değil. Bu konuda geleceğin ebeveynleri, bugünün çocuklarının eğitilmesini önemsiyoruz. Geri dönüşüm dersinin bir zamanlar “el işi” dersi gibi, müfredata dâhil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çocuklara bu bilinci aşılarsak, onlar da evlerde etkin bir rol üstlenecektir. Öte yandan tabi diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi evlerinde atıklarını ayrıştıran hanelere bir dizi avantajlar, indirimler gibi ödül sistemi devreye alınabilir. Hane halklarının yanı sıra yine camii, meydan, park, millet bahçeleri, alışveriş merkezleri, marketler, okullar gibi nüfusun kalabalık olduğu noktalarda depozito iade makineleri ve sisteminin de hayata geçmesi faydalı bir adım olarak düşünülebilir.

Geri dönüşüm ekonomisinin büyümesinde hangi dinamiklerin yakın gelecekte etkin olacağını düşünüyorsunuz VE Türkiye’de geri dönüşüm sektörünün kendini geleceğe hazırlaması adına hangi alanlarda yatırım yapılması gerekiyor?

“Yatırım, büyüme; istihdam ve kapasite artırımı” başlıkları yakın gelecekte ön plana çıkacaktır. Yatırım ve büyüme ile alakalı olarak sadece makine veya ekipman olarak düşünülmemelidir. Güneş ve rüzgâr enerjisi gibi alternatif enerji kullanımlarının eskiye kıyasla yaygınlaştığını gözlemliyoruz. Bu artış trendinin yakın gelecekte daha da yaygınlaşacağını ön görüyoruz. Sanayi tarafında büyüme stratejisi olmayan işletmelerin yakın gelecekte mutlaka planlarını gözden geçirmeleri gerekebilir. Zira artan maliyet ve oyunun kurallarındaki değişimlerden olumsuz yönde etkilenebilir. Dolayısıyla büyüme stratejileri kritik derecede önem arz ediyor. Kapasite artırımı ve istihdam da yine yakın gelecekte geri dönüşüm ekonomisinin büyümesinde önemli dinamikler olacağını ön görüyoruz.

Sektörde AR-GE ile ilgili yatırımlar bulunuyor mu? Bu tür çalışmaların hangi alanlara odaklanması gerekiyor?

Sadece geri dönüşüm sektöründe değil, sanayinin her dalında ne üretirseniz üretin mutlaka işinize, makinanıza, tesisinize yatırım yapmak, “AR-GE” yapmak oldukça önemlidir. Geri dönüşüm sektöründe Türk mühendisler tarafından geliştirilen geri dönüşüm makineleri konusunda çözümler sunan birbirinden kıymetli birçok üreticimiz var. Atıkların büyük bir kısmı büyük oranda ayrıştırılabiliyor. Bu tip donanımlı makinelere sahip olmak üreticilere kaliteyi beraberinde getiriyor. Endüstri 4.0 devrimi yeni açılımları tetikledi ve bugün Endüstri 5.0 ve Endüstri 6.0 konuşmaya, teknolojilerini kullanılmaya başlandı. Diğer taraftan üretim tesislerinin de yine güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji sistemlerine odaklanmaları yerinde olacaktır. Nitelikli personel istihdamı yine önemli AR-GE çalışmaları arasında yer alabilir. Her geçen gün büyüme trendinde olan sektöre nitelikli mavi ve beyaz yakalı çalışan mühendis ve ara kademe personeli talebi almaktadır. Öte yandan iç pazardan ziyade ihracat yapmayan sektör temsilcilerinin ihracat şartlarını kendi tesis ve şirketlerinde oluşturmaları da yine önemli AR-GE çalışmaları arasında yer almaktadır…

 

 

Sektörde karşılaştığınız temel sorunları ve bunlara yönelik çözüm önerileriniz nelerdir?

Geri dönüşüm sektörünün en önemli sorunlarından biri de barınma sorunudur. Türkiye’de geri dönüşüm işi yapan hiçbir işletme neredeyse OSB’lerde yer bulamamaktadır. Dolayısıyla sektörün beklentilerini karşılayan, lojistik altyapısı ile deniz limanlarına yakın, ana yollara yakın bölgelerde geri dönüşüm organize sanayi bölgelerinin kurulması gerekmektedir. Zira Türkiye’nin üretim potansiyeli ise rakamlarla ortadadır. Organize sanayi bölgelerinden sonra hem üreticiler hem de ülkemiz kazanacaktır. Bugün sektör yatırımcıları tesislerini şehrin dışına kurmak durumunda kalıyor. Bu durum da tesis maliyetlerini artırıyor. Haliyle Organize sanayi bölgesi projesinin önemi bir kez daha ön plana çıkıyor. Bir diğer sorun ise enerji maliyetlerindeki artış. 2 sene içinde neredeyse enerjiye yüzde 200 zam gelmiş durumda. Bu manada KDV üreten, ülkeye döviz girdisi sağlayan bu geri dönüşüm tesislerine enerji kullanımında istisnalar uygulanabilir. Böylece tesislerin hem üretim kapasiteleri artmış olacak, hem de personel istihdamı konusunda sürdürülebilir politikalar uygulayabilecek. 

Geri dönüşümde hangi sektörler ön plana çıkıyor ve ürünlerin imalatında kullanım ömrü sonunda geri dönüştürülebilir olma oranının yükseltilmesi üzerinde yeterince duruluyor mu?

Geri dönüşüm sektöründe kuşkusuz plastik ürünlerin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Plastik hayatımızın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. 2. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar plastik otomobilden kırtasiyeye, tekstilden elektroniğe kadar birçok alanda kullanıldığını görüyoruz. Örnek vermek gerekirse bugün geliştirilen bir otomobilin motor aksamından iç aksamına kadar yüzde 30’una yakın bir parçasında plastik kullanılıyor. Sağlık sektöründe, mobilya sektöründe, tekstil, gıda ve tarım sektöründe de yine oldukça revaçta.

 

 

Bir cevap yazın